Gecenin Uzayan Kollarında

Gecenin Uzayan Kollarında

Gecenin uzayan kolları seni sardığında hissettiğin sıcaklık olmaz, şefkatin eski anılarını beklemek, bırakmak istemediğin gezici bulutların gölgesinde unutulmaktır.

Yürüyüş kolları İstanbul’u sardığında, dünya nefesinin ucuna gelir. Aziz Nesin’in dağın tepesine tırmanan  atlıları aklına gelir. Tırmandıkça, yükseldikçe cesaretin şahlanışı aklına gelir.

Dönüş yolu düşüş yoludur.

Dönme, dönme…

Sabahları yenilenen söylemler tüm gün dilinde iddia olduğunda, aslında geride kalanın sen olmadığını gözlemek zor değildir. Peki yeniden tutsaklığın tüm koşulları üzerine geldiğinde, bildiğin tüm şiirler yeryüzünü sardığında, tüm heyecanların geçici olduğu anlarda yeni bir kader oluşur.

Kader olandır.

Eski anıların tüm kötülüklerini silmeye çalışırsın.

Sürekli yenilenmeye çalışılan eski büyük idealler, hiç kapanmayan yaraların olduğu eski bir aşk hikayesi gibi hükmünü sürdürür.

Dağın tepesine çıkan atlılar gibi, şahlanan cesaret gibi, farklılaşan korkusuz kalpler gibi…

Ama bir yandan, her yandan…

Camın kırılması, taşın parçalanması, kum tanelerinin ezilmesi, süre giden hayatların benzeşmesi, tüm yaratıcılıkların yok olması da gündelik hayattır. Günlük yaşanır, günlük ölünür.

Alçaklık ve kötülük bekler, daima bekler…

Sonu gelmez enerjinle, tüm insanlığınla, insanlıktan kalan ne varsa.

Baktığında, gördüğünde, düşündüğünde, hareketin tutkusu seni sardığında, tüm  saltanatları yıkmaya, yerle bir etmeye, tüm tiksintin ile başlamaya tamam dersin…

Paranın iktidarı yıkılmalı.

Adalet eşitlikle sağlanmalı.

Özgürlük mümkün….

Unutulmamalı.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu. İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu, Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümünde Yüksek Lisans çalışması yaptı. Avukat.

Yorum yap:

Email adresiniz yayınlanmayacaktır.